Tüm Haberler

Eşkıya Kara Molla 1 Türküsünün Hikayesi

Çiçekdağı Ödemiş köylü olan Karamolla, ilçeye bağlı Solaklı Uşağı köyünden bazı kişilerin, atlarını çalmasına kızıp 45-50 adamıyla bu köyü basar. Köylülerin durumu güvenlik güçlerine bildirmesi üzerine dağa çıkar.

Bu arada Çiçekdağı Alan köyünden Hasan Ağanın kızı Döne’yi görüp beğenir ve kızın amcası Ahmet Ağadan ister. Ret cevabı alınca bu köyü basarak kızı kaçıran Eşkıya Karamolla, şimdiki Akpınar ilçesine bağlı Elderekli Karabacak köyünden Analga’nın evine götürür. Bu kız, Hamitli Halil Beyin Keskin’deki evinde bir yıl kadar misafir edilir. Daha sonra, hanımı da yanında olmak üzere dağlarda dolaşan Karamolla, çevredeki diğer eşkıyalara katılarak bunların güçlenmesine neden olur. Karamolla’nın en etkili iki adamı Mustafa ve Kamil adlı şahıslardır.

Karamolla bir gün bir kaç atlısıyla Yeniyapan köyüne gelir. Haydar Ağadan, Ali Efendinin küheylan atını kendisine almasını ister. Haydar Ağa buna itiraz eder. Bu sırada Ali Efendi çıkagelir. Haydar ağayı düşünceli görür ve sebebini sorar. Karamolla’nın, atını istediğini öğrenince Karamolla’ya “Düşman yurda girmiş, sen burda eşkıyalık yapıyorsun. Benim atıma göz koyacağına git düşmanla çarpış” der. Bu söz karşısında söyleyecek söz bulamayan Karamolla köyden uzaklaşır. Kurtuluş Savaşı sonrası çıkartılan aftan yararlanarak teslim olan Karamolla köyüne döner ve ticaret hayatına atılır.

Cumhuriyetten sonra Ankara-Kayseri tren yolu yapımı sırasında Yeniyapan köyünden Ali Efendi, arabasıyla Çerikli Yerköy arasında arabasıyla çalışmıştır. Parasını müteahhidin mutemetinden bir türlü alamamaktadır. Hamitli Rıza Beyin kardeşi Halit Bey, Ayvalı köyünden Tahir Ağa, Çiçekdağı Ödemiş köyünden Karamolla ve Kırıkkale Delice’ye bağlı Yeniyapan köyünden Ali Efendi, birlikte bir yerde otururlarken mutemet yanlarına gelir. Ali Efendi mutemete “Bak mutemet bey; hak ettiğimiz parayı bir türlü vermiyorsun, ama sen bu şahısları tanımıyorsun. Şu gördüğün nizahçı Tahir Ağadır. İlk kavgayı bu başlatır. Bu, hukukçu Halit Beydir. Suçlu hakkında derhal kararını verir. Karamolla’ya dönerek, buna eşkıyabaşı Karamolla derler, hemen kelle alır. Beni sorarsan, sulhçu (arabulucu) Ali Efendi derler, bu saydıklarımla karşılaşmak istemiyorsan benim âlın teri olan alacağımı derhal öde.” der. İşin ciddiyetini anlayan müteahhit yanındaki çantasında bulunan parayı hemen çıkartır, öder. Rahatsızlığı nedeniyle Ankara Numune Hastanesine yatırılan Karamolla, 1939 yılında burada vefat eder. Eşkıya Karamolla için söylenen türkünün mısraları şöyledir:

Al atı da adım adım atlıyor
Ününü duyanın ödü patlıyor
Takipleri teker teker gibi topluyor

Haydin gidelim mi der Karamolla
Şimdi birimizi yer Karamolla

Karabacak derler nasıl köyümüş
Nöbetçiler yatmış yatmış uyumuş
Süreceğin sefa ancak buyumuş

Haydi gidelim mi der Karamolla
Şimdi birimizi yer Karamolla

Karabacak derler boğaz arası
Karamolla der ki meydan burası
Haso vurulmuş ağır yarası

Haydi sürelim mi der Karamolla
Şimdi birimizi yer Karamolla

Dökün atlarıma arpayı dökün
Dişi Kitli geliyor da dişini sökün
Karamolla der de al atım yekin

Haydi sürelim mi der Karamolla
Şimdi birimizi yer Karamolla

Ününde de Karamolla ününde
Gümüş kama parıldıyor belinde
Harbediyo Döne eşi yanında

Haydi gidelim mi der Karamolla
Şimdi birimizi yer Karamolla

Kara Molla’nın atlısı İbiloğlu Mustafa, Çiçekdağı kazasının Ocakbaşı köyündendir. Çiçekdağı Ömeruşağı köyünden olan arkadaşı Nurettin’in mavzerinden çıkan kaza kurşunuyla ölmüştür. Annesi Safiye’nin yaktığı ağıttan dörtlük:

Yiğin olur bizim bağın elması
Kurşun yemiş yelebiyor delmesi
Ne yaman zor imiş gafil ölmesi

Hani ya gezdiğin çöller Mustafa’m
Al kana boyanmış eller Mustafa’m

Çıkamadım üzenginin taşına
Binseydim atına düşsem peşine
Kanlar akmış işliğinde döşüne

Hani ya gezdiğin çöller Mustafa’m
Al kana boyanmış eller Mustafa’m

Mustafa’mın bıyıkları burmalı
Şu gavurun tüfeğini kırmalı
Delmesiyle yarasını sarmalı

Hani ya gezdiğin çöller Mustafa’m
Al kana boyanmış eller Mustafa’m

Yukarıda adı geçen Ali Efendi, Karakoyunlu Türkmen aşiretinden olup Kırıkkale Delice’ye bağlı Yeniyapan köyündendir.

Ali Bey, kendisini çekemeyen bazı şahısların iftirasıyla Cumhuriyet aleyhtarlığıyla suçlanarak Ankara’ya getirilir ve o zamanlar hapishane olarak kullanılan Taşhan’a konur. Bu arada sıkıyönetim görevlisi Yüzbaşıyla tanışır ve durumunu ona anlatır. Yapılan inceleme sonucunda Cumhuriyet aleyhtarı olmadığı gibi, Cumhuriyete hizmet eden bir şahıs olduğu anlaşılır ve serbest bırakılır.

Ali Bey, Taşhanda tutuklu iken kaldığı odanın penceresinden havadaki turnaları görüp efkarlanır ve aşağıdaki türküyü söyler. Başta Keskinli Hacı Taşan olmak üzere birçok sanatçı tarafından plak ve kasete okunan bu türkünün mısraları şöyledir:

Açtım perdeyi de turnamı gördüm
Dost yüzünden artıyor efkarım derdim
Yaradan aşkına bir selam verdim
Turnam ben mahkumum avcı değilim

Turnam gider isen bizim ellere
Selam söylen orda açan güllere
Derdimi söylesem esen yellere
Turnam ben mahkumum avcı değilim

Turnam havalanmış yüksekte uçar
Çığrışır dolanır pek dertli öter
Burada bir suçsuz Ali Bey yatar
Turnam ben mahkumum avcı değilim

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Reklamlarla Destek Ol!