Tüm Haberler

Esemoğlu (Şaştım Ya İlahi) 2 Türküsünün Hikayesi

İki sevdalı gencin acıklı hikayesidir “Esemoğlu” ağıtı.

Şanlıurfa’nın köylerinin birinde üç erkek kardeş yaşamaktadır. Birinin üç kızı bir oğlu, diğerinin üç oğlu ve “Ağyâr” isminde bir kızı, bir diğerinin ise “Rüstem” adında tek bir oğlu vardır.

Bu çocuklar büyür, evlenme çağlarına gelirler. Derken üç erkek kardeş, amcası kızlarını Allah’ın emriyle ister. Kızların ağabeyi de amcası kızına sevdalı olduğu için “Ben de bacınızı Allah’ın emriyle istiyorum” der. Böylece her iki taraf için söz kesilir, nişan yapılır.

Bir müddet sonra düğün yapılır. Önce üç erkek kardeş, amcası kızları ile evlenirler. Aradan bir müddet geçer, evlenme sırası diğer tarafa gelir. Fakat amcasıoğulları sözlerinden cayarak, Ağyar adındaki bacılarını vermek istemezler. Delikanlı ne kadar yalvarıp yakarırsa da kabul etmezler. Zorla almak istese de gücü yetmez. Ancak sevda bu, gönül ferman dinlemez. Amcası kızını kaçırmaktan başka çaresi yoktur.

Delikanlı uygun bir zamanı bekler ve bir gece nişanlısı Ağyâr’ı kaçırır. Sığınacağı kişi de o muhitte bir bey olan bilinen Esemoğlu’dur. Saatlerce süren yolculuktan sonra Esemoğlu’nun konağına varırlar. “Tanrı misafiriyiz” deyip konağa girerler. Esemoğlu’nun adamları gençleri karşılar. Kızı, hanımların olduğu harem bölümüne, genci de Esemoğlu’nun yanına götürüler. O devirde Tanrı misafirine üç güne kadar “Nerden gelip nereye gidiyorsun?” diye sorulmadığı için üç gün böylece geçer.

Bu arada Esemoğlu, haremde misafiri olan kızı görür. Görür görmez beyninde şimşekler çakmaya başlar. Kız güzel mi güzel. Ayın ondördü gibi. Kızın güzelliği karşısında fikrini bozar. Gencin yanına gelerek sorar:

– “Artık sorma vakti geldi delikanlı, anlat bakalım derdini, niçin geldin?”

Genç, başından geçen olayı bir bir anlatmaya başlar ve sonunda, “Senin ocağına düştüm” der.

Aslında Esemoğlu kızı görür görmez kararını çoktan vermiş. Hemen adamlarına emreder. Delikanlıyı bir odaya hapseder. Arkasından kızın yanına giderek kıza sahip olmak ister. Kız ağlayıp dirense de baş edemeyeceğini anlar ve biraz zaman kazanmak için Esemoğlu’na bir şart koşar:

– “Bana 40 gün zaman tanı, sonra gönül rızamla sana varayım” der.

Esemoğlu kabul eder. Bu arada Esemoğlu, kızın nişanlısını asarak öldürür.

Kız kendini Esemoğlu’na teslim etmemeye kararlıdır. Esemoğlu’na varmaktansa ölmeyi tercih edecektir. Bu nedenle intihar etmek üzere bir bardak zehir ve bir ustura temin eder. İçinde yine kurtulma ümidi olduğu için 40 günün geçmesini bekler.

Bir gün köylerde eşya satan bir çerçinin konağın önünde “boncuk satarım cıncık satarım” diye bağırdığını duyar. Usulca çerçinin yanına gider. Boynundaki altınları çerçiye vererek başından geçenleri kısaca anlatır ve der ki:

– “Bu altınlar senin olsun, buradan doğruca Tektek Dağları’na git. Orada eşkıyaların başı olan Rüstem’i bul, o benim amcamoğludur. Başımızdaki bu olayı ona anlat 40 gün bitmeden gelip bizi kurtarsın.”

Çerçi bir an önce Tektek Dağları’na varmak için oradan ayrılır. Rüstem kanlı olmuş, dağlara çıkmış azılı bir eşkıyadır. Adamlarıyla birlikte dağda kalmaktadır. Çerçi, verilen adrese doğru, gece gündüz demeden atını hızla sürer ve Tektek Dağları’nda Rüstem’i bulur. Olanları anlatır. Anlatılanları duyan eşkıya Rüstem beyninden vurulmuşa döner. Zaman geçirmeden adamlarını toplar, atlarına atlayıp yola koyulurlar. Ver elini Esemoğlu’nun konağı.

Durmadan at sürerler ve konağa ulaşırlar. Konağın yakınında bir yerde pusuya yatıp, oradan geçen bir çobandan olup biteni sorarlar. Çoban:

– “Bundan 40 gün evvel ağamın konağına bir kız, bir erkek gelmişti. Esemoğlu, kıza sahip olmak için o genci astı. Kız da Esemoğlu’na teslim olmamak için zehir içip, boynunu ustura ile kesti. Böylece ikisi de öldüler.” deyince:

Rüstem “Eyvah! yetişemedik” der ve arkadaşlarına dönüp:

– “Bu konakta hiçbir canlı kalmayacak! Konağı ateşe verin” diye emir verir.

Rüstem, ayrıca konağa seslenerek:

– “Ey Esemoğlu! Hangi kitapta vardır yanına sığınan misafirini öldürüp, namusuna tecavüz etmek, konağından çık seninle erkekçe hesaplaşalım.”

Tabi Esemoğlu cevap vermeyip, dışarıya da çıkmıyor. Rüstem, adamlarıyla birlikte basıyor kurşunları. İçeride hiçbir canlı kalmıyor, ortalığı cehenneme çeviriyorlar. Esemoğlu’nu öldürüp konağı ateşe veriyorlar. Böylece amcasıoğlu ve amcası kızının intikamını alıyor.

Bu olay üzerine “Esemoğlu” adlıyla yakılan ağıt, o günden bu güne halk arasında söylenmektedir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Reklamlarla Destek Ol!