Tüm Haberler

Çekirge İstilasına Söylenen Türkünün Hikayesi

Bir İngiliz kaynağında şöyle denilmektedir. 1881 yazında Ankara vilayeti korkunç bir çekirge istilasına uğradı. O yıl Ankara’ya bağlı Yozgat, Kırşehir ve Kayseri sancaklarını çekirge sürüleri bastı ve ekili her şeyi mahvetti.

29 Haziran 1913 tarihinde İkinci Balkan Savaşı’nın patlak vermesiyle dışta çalkantılı günler yaşayan Osmanlı Devleti, 1914’te çıkacak olan Birinci Dünya Savaşı öncesi, içte de bir çok siyasi problem ve tabii âfetlerle uğraşmaktaydı.

Bu tabii âfetlerden birisi de 1914 baharında Kırşehir ve yöresinde meydana gelen çekirge istilasıdır. O günlerin öngördüğü ağır koşullar nedeniyle bu olayı tarihler yazmamış ve bölgesel kaynaklar da maalesef bir kayda geçmemiştir. Bir cönk defterinin yaprakları arasında müstakil olarak bulduğumuz konu hakkında yazılmış olan şiirin satırları incelendiğinde, çekirge istilasının ekonomik ve sosyal boyutları tahmin edilenlerin oldukça üstündedir. Kış erzakının tükendiği, ekinlerin başağa durduğu, ağaçların meyveyi döllediği ve hayvanların ota bağımlı olduğu kritik bir dönemde yörede yeşil namına bir şey bırakmayan çekirge istilası, Kırşehir’de hayatı yaşanmaz hale getirmiştir.

Aşağıdaki şiirden de belirtildiği gibi, Kırşehir, Mucur, Kaman yöresini içine alan ve adeta Nuh tufanını andıran çekirge kasırgası neticesinde halk, köylerini ve evlerini terkedip başka yerlere göç etmiş, göç etmeye kudreti yetmeyen ailelerden ise bir çok ölümler olmuştur. Binlere varan büyük ve küçük baş hayvanın telef olmasıyla büyük maddi kayıplara uğrayan Kırşehir halkı, bu ekonomik darlığın sıkıntısını yıllarca üzerinden atamamıştır.

Bu konuda aşağıdaki destanı yazan Yusuf adlı şairin Kırşehir, Mucur, Dalakçı köyünden olduğu ve 1914 baharındaki çekirge istilasını bilfiil yaşayıp gördüğü anlaşılmaktadır.

Bahar eyyamında cihanı tuttu
Nuh tufanı gibi bastı çekirge
Her şeyi süpürdü yaladı yuttu
Sanki bir sam yeli esti çekirge

Çekirgenin ucu çıktı yazıya
Ot koymadı koyun ile kuzuya
Kadir Mevlam halimize acıya
Fakirin tebdili şaştı çekirge

İrahmet yerine çekirge yağdı
Bu yıl her haneye mihrican değdi
Nice mamur yurtlar göçünü sardı
Ahali yad ele göçtü çekirge

Çekirgenin elindedir orağı
Göğ ekini deste eder kulağı
Neye değse kurutuyor ayağı
Beti bereketi kesti çekirge

Medet Kadir Mevlam nedir bu hallar
Çöl oldu bozardı yazı yabanlar
Soldu Kırşehir’de tomurcuk güller
Bülbüller figana düştü çekirge

Hayvanlar da boz yazıyı dolaşır
Bir tutam ot bulmak için uğraşır
Koyunlar aç kaldı kuzu meleşir
Bağ bostanı yedi uçtu çekirge

Ağzı sındı olmuş otları kırkar
Yeşermez fidanlar dalsız ağaçlar
Merhamet bekliyor yuvada kuşlar
Leylekler kalmadı göçtü çekirge

Sene üç yüz otuz dönmedi devran
Mucur kapan kaldı kan ağlar Kaman
Ekmek der ağlaşır sabiler sıbyan
Görenler bu hale şaştı çekirge

Yusuf söyler sözlerini kınama
Hasret kaldım Dalakçı’da anama
Kahpe felek bir köz attı sineme
Yandı kara bağrım pişti çekirge

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Reklamlarla Destek Ol!